Harita
Kültür ve Hikâyeler

Halikarnas Balıkçısı ve Mavi Yolculuğun doğuşu

1925'te sürgün olarak gönderildiği süngerci kasabasına âşık olan Cevat Şakir, Bodrum'un kimliğini ve Mavi Yolculuğu nasıl yarattı?

Halikarnas Balıkçısı ve Mavi Yolculuğun doğuşu
Fotoğraf: Koray, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

1925’te bir yazar ceza olarak Bodrum’a gönderildi. O zamanlar Bodrum, doğru dürüst yolu bile olmayan, balıkçıların ve süngercilerin küçük kasabasıydı; oraya sürülmek dünyanın sonuna gönderilmek gibi bir şeydi. Yazar sonraki çeyrek asrın büyük bölümünü burada geçirdi, kasabanın antik adını kendi adı yaptı ve bugünkü Bodrum’un kimliğine damgasını vurdu.

Adını çoğumuz okul kitaplarından biliriz: Cevat Şakir Kabaağaçlı, yani Halikarnas Balıkçısı. Ama hikâyesi, ders kitaplarındaki o birkaç satırdan çok daha ilginç.

Beklenmedik bir başlangıç

Musa Cevat Şakir, 17 Nisan 1890’da, o dönem Osmanlı toprağı olan Girit’te doğdu; babası Mehmed Şakir Paşa adada üst düzey bir görevdeydi. Aile nüfuzluydu: amcası Ahmed Cevad Paşa sadrazamlık yapmıştı, kız kardeşleri Fahrelnissa Zeid ve Aliye Berger ise ünlü ressamlar oldu.

Robert Kolej’i bitirdikten sonra Oxford’da tarih okudu; anlatılana göre gönlünde denizcilik vardı ama ailesinin ısrarına boyun eğmişti. Ardından bir süre İtalya’da resim eğitimi aldı.

Gençlik yılları büyük bir trajediyle gölgelendi. 1914’te babası, bir aile tartışması sırasında Cevat Şakir’in silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti. Mahkûm edildi, yıllarca hapis yattı ve sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildiği aktarılıyor.

Bodrum’a sürgün

Nisan 1925’te haftalık Resimli Hafta dergisi, Hüseyin Kenan takma adıyla yazdığı, asker kaçağı oldukları için idama mahkûm edilen gençleri anlatan bir yazısını yayımladı. Cumhuriyet’in ilk yıllarının gergin havasında yazı, halkı askerlikten soğutmak olarak yorumlandı. İstanbul İstiklal Mahkemesi’nde yargılanan Cevat Şakir, Bodrum’da üç yıl kalebentlik cezasına çarptırıldı.

Vardığı kasabada Rodos Şövalyeleri’nin yaptırdığı bir kale, sünger teknesi dolu bir liman ve denizden başka dış dünyaya neredeyse hiçbir bağlantı yoktu. Yolculuğuna dair anlatılara göre Milas’tan sonraki son etabı at sırtında yapmıştı.

Cezasının kabaca yarısını Bodrum’da çektikten sonra affedildi ve kalanını İstanbul’da tamamladı. Sonra kimsenin beklemediği bir şey yaptı: 1928 civarında kendi isteğiyle Bodrum’a geri döndü.

Kıyıda geçen çeyrek asır

Çocuklarının eğitimi için 1947’de İzmir’e taşınana kadar Bodrum’da yaşadı. Bu yıllarda balığa çıktı, resim yaptı, ara sıra gelen meraklılara antik kalıntıları gezdirdi ve yazdı. Öykülerini dolduran balıkçılarla, süngercilerle dost oldu.

Bir de ağaç dikti, hem de çok. Ceplerinde hep tohum taşıdığı, bir dönem belediyede bahçıvanlık yaptığı anlatılır; Bodrum’un bugün hâlâ gölge veren narenciye ağaçlarının ve palmiyelerinin pek çoğu ona mal edilir. Bugün o ağaçların altında yürürken, onun mirasının içinden geçiyorsunuz.

Takma adını da kasabanın kendisinden aldı. Halikarnas, Bodrum’un antik adıydı; Mausolos’un kenti, Herodotos’un doğduğu yer. Kendine onun balıkçısı diyerek kendi hayatını bu uzun tarihe bağladı.

Mavi Yolculuk

Onu Türkiye’de herkesin tanıdığı bir isim yapan fikir Mavi Yolculuk oldu. 1940’ların ortasından itibaren Cevat Şakir ve dostları Bodrum’dan kalkan sade tekne gezilerine çıkmaya başladı; rota çoğunlukla Gökova Körfezi’ydi. Erken dönem yol arkadaşları arasında Paluko diye bilinen Bodrumlu bir ahtapotçunun adı sıkça anılır.

Bunlar lüks geziler değildi. Erzak basitti: su, peynir, ekmek ya da peksimet, tütün ve rakı. Amaç gazeteyi, radyoyu geride bırakmak, güvertede uyumak, ıssız koylarda yüzmek ve kıyıya serpilmiş antik kentleri gezmekti.

Yıllar içinde bu gezilere yazarlar ve sanatçılar katıldı; aralarında Sabahattin Eyüboğlu, kardeşi ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ve klasik filolog Azra Erhat da vardı. “Mavi Yolculuk” adını genellikle Sabahattin Eyüboğlu’na mal ederler; Azra Erhat’ın 1962’de yayımlanan aynı adlı kitabı ise kavramı Türk kültürüne yerleştirdi.

Bilmekte fayda var: Bugün “mavi tur” denince genellikle mürettebatı ve aşçısı olan ahşap bir gulette geçen bir hafta anlaşılıyor. İlk yolculuklardan çok daha konforlu, ama özündeki fikir aynı: sakin koylar arasında ağır akan günler. Nasıl seçileceği için tekne gezileri yazımıza bakın.

Ege’yi yazmak

Öyküler, romanlar, denemeler ve mitoloji anlatıları yazdı. En bilinenlerinden bazıları:

  • Ege Kıyılarından (1939) ve Merhaba Akdeniz (1947): kıyı hayatını anlatan ilk öykü kitapları.
  • Aganta Burina Burinata: denizi ve süngercileri anlatan, hâlâ çok okunan romanı.
  • Anadolu Efsaneleri (1954) ve Anadolu Tanrıları (1955): Anadolu’nun mitleri ve tanrıları üzerine.
  • Mavi Sürgün (1961): sürgün yıllarını anlattığı anı kitabı.
  • Uluç Reis (1962) ve Turgut Reis (1966): Osmanlı deniz reislerini anlatan romanlar. Geleneksel anlatıya göre Turgut Reis Bodrum Yarımadası’nda doğmuştur ve Turgutreis beldesi onun adını taşır.

Dostlarıyla birlikte, Grek ve Karia mirası da dahil olmak üzere Anadolu’nun antik uygarlıklarının bugün bu topraklarda yaşayan herkesin ortak mirası olduğunu savundu. “Mavi Anadoluculuk” diye anılan bu hümanist bakış, Ege üzerine Türkçe yazılanlarda hâlâ yaşıyor.

Bugün onu nerede bulabilirsiniz

Cevat Şakir 13 Ekim 1973’te İzmir’de öldü. Vasiyeti üzerine Bodrum’da, Gümbet’in üstündeki tepeye gömüldü; mezarı başında her yıl doğum ve ölüm yıldönümlerinde anma törenleri yapılıyor. Bodrum merkezde bir büstü var; ailesinin bağışladığı kişisel eşyaları da kentteki denizcilik müzesinde sergilendi.

Yaşadığı evin kaderi ise daha sıradan oldu: yıllarca restoran olarak kullanıldı ve Bodrumlular evin müzeye dönüştürülmesi için sesini yükseltti.

Gitmeden önce

  • Önce okuyun: Mavi Sürgün, sürgünün ve Bodrum’un hikâyesini kendi ağzından dinlemek için; Azra Erhat’ın Mavi Yolculuk‘u ise o tekne günlerini anlamak için en iyi başlangıç.
  • Ziyaret edin: Gümbet’in üstündeki mezarı Bodrum merkezden kısa bir araba yolculuğu uzaklıkta.
  • Denize açılın: Kısa da olsa bir gulet günü, onun bulduğu şeyi anlamanın en kolay yolu. Tekne gezileri yazımıza göz atın.
  • Devam edin: Sevdiği yarımadanın daha eski katmanları için Myndos yazımızı, sonraki kuşakların hikâyesi için de Gümüşlük’ün sanatçıları yazımızı okuyun.